Aynı Gökyüzünün Altında

Bu yazıya arkadaşım Ömer’in sorusuyla başlamak istiyorum: Neden kötüyüz?

Çok mu benciliz? Hayat bizi çok mu doyumsuz yaptı? Sahip olduğumuz onca nimeti az görmeye ne zaman başladık? Soruları sormak güzel ama cevaplamaya yüreğiniz var mı?

Delice alışveriş yapıyoruz. Her giydiğimizin, her taktığımızın elimizde en az üç beş farklı modeli olsun ki her gün farklı biri olalım istiyoruz. Eğlenmeye, hayatımızı kakara kikiriyle yaşamaya o kadar alışmışız ki kafamızı kaldırıp da çevremize bakmayı unutalı yıllar olmuş.

Nereden düştük bu nutkun içine diye düşünebilirsiniz. Merakınızı gidermekten zevk duyarım.

Ufak bir aktivite yapalım. Önce sahip olduklarınıza bir dönüp bakın. Daha sonra sahip olmak isteyip de olamadıklarınızı gözünüzün önüne getirin. O yeni çıkan telefon, çok istediğiniz bordo elbise ya da aklınıza ne gelirse…

Getirdiniz mi? Şimdi de şu resme bakın ve ne kadar nankör, ne kadar doyumsuz olduğunuzu görün.

Soldaki çocuğa bakarsanız göreceksiniz ki; elinde ne telefonunuz var ne de dolabınızdaki onlarca parça elbise. Onun sadece okula giderken evden giydiği pembe terlikleri var. Ve ben, daha ferah olması için bu durumda olduğuna inanmak istiyorum.

Bunu istiyorum çünkü en alışveriş yapmam diyen benim bile 3 çift ayakkabım varken bu çocuğun okula renginden anlayacağımız şekilde kendisinin bile olmayan terliklerle gitmek zorunda olduğunu bilmek kanıma dokunuyor.

Bu resmi çekenler Aynı Gökyüzünün Altında isimli bir genç topluluğu. Böyle okullardaki çocuklar da bizim imkanlarımızın çok az bir kısmına bari ulaşabilsinler diye zamanlarını harcıyorlar, emek veriyorlar.

Bu arkadaşları ve bu resmi gördükten sonra bir kere daha fark ettim; o kadar yersiz, o kadar faydasız işler için bir araya geliyoruz ki. Sokak hayvanlarına pahalı mamalar taşıyanlar, kendisine zerre faydası olmayan futbol takımına holiganlık seviyesinde bağlı taraftar grupları, üniversitelerin dişe dokunmaz öğrenci toplulukları, cami elektrik faturası ödemeyi hayır sayan ihtiyarların Bilmemne Camii Yaşatma Dernekleri. Bunların dışında bir de yardım topluluğu olarak ortaya çıkıp daha giyecek pantolonu, ayakkabısı olmayan insanlara -temel ihtiyaçları buymuşçasına- oyuncak götüren, bunu yaparken de insanların gözüne gözüne sokan kafasız insan yığınları.

Bu saçmalıklarla işe yaradığımızı düşünüp de kendimizi kandırarak vicdanımızı dizginlemekten başka ne yapıyoruz Allah aşkına? Rica ediyorum kendimize gelelim. Vazgeçtim rica da etmiyorum. Gözlerinizi açın da çevrenize bakın.

Bugünden itibaren bu hayatı yaşamaya mahkum, benim elimin tersiyle ittiğim şeylerden ise mahrum insanlar için elimden geleni ardıma koymamak gibi bir karar aldım. Bu da burada sizin önünüzde kendime verdiğim sözüm olsun.

Beğenmediği şaşalı hayatından kafasını kaldırıp da benim gibi düşünebilenleriniz çıkarsa iletişim sayfasından bu konuda istediği zaman bana ulaşabilir. Ve bu güzel insanlardan ricam şu; bu konuyu yayabildiğiniz kadar yayın ki yardımı dokunacak bir kişiye daha ulaşabilelim.

2 Comments

  1. Ali 09 Mayıs 2017 at 17:28

    Güzel yazı kardeş güle güle kullan.

    1. Ali Alkan 09 Mayıs 2017 at 17:41

      Vereyim de birkaç tur bin istersen

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir