Cennet Bu Anaların Ayakları Altındaysa

Millet olarak, boşanma durumunu yadırgamıyoruz artık. Türkiye’de yılda 500 bin çift evlenirken, 100-200 bin çift boşanıyor. Anne-babası boşanmış bir velet olarak konuşuyorum. Durum böyleyken, çok dramatik senaryolarla karşılaşmamız da muhtemel.

 

Boşanma

 

 

Şöyle ki; kendimden küçük bir örnek vereyim. Arkadaşlarımda kaldığım zamanlardaki aile sıcaklığını mı derler bilmiyorum, yaşayamadım hiç. Yaşadıysam da daha neyin ne olduğunu bilmediğim zamanlardaydı, hatırlamam.  Bunu ailesi dağılmış her çocuk bilir.

Bundan daha trajik durumlar var. Anne-baba boşanır. Baba başkalarına gider. Babasını tanımayan insanlar biliyorum. Yarın çıksa gelse, babam olduğunu anlamam diyen insanlar. Anne çocukları eşe dosta bırakıp gözden kaybolur, kaçar. O da başkasına gider. Bahane bellidir: Yeni bir hayat kurmak. Zaten olay buraya kadar geldiyse, o anneden her şey beklenir. Çocuklarını görmeye kırk yılda bir gelir, muhtemelen gelmez.

ayılık

Hadi baba neyse. Türk erkeği gamsızdır, yeri gelince şerefsiz de olur. Hormonlarıyla düşünür. Gider.

 

Peki ya anneye ne demeli? İnsan canından bir parçayı nasıl bırakıp gidebilir? Empati kurmak istiyorum, başaramıyorum. Bu zihniyetle aynı şeyleri düşünmeyi bile beceremiyorum. Sen annesin. O çocuğu sen doğurmadın mı? Senin canından bir parça değil mi? Yüzüstü bırakacağın insanı niye dünyaya getiresin ki? Bu mantığa erişemem ben. Cennet bu ana(!)ların ayakları altındaysa, vay halimize.

 

Çocuk kaçırıp anne-babadan ayırmak suçsa, bu kat kat daha büyük suçtur.

Bunun adı insafsızlıktır. İnsanlık suçudur bu.

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir