Torpil Meselesi

Açık konuşmak gerekirse; haklının hakkını bulamayacağı, iş erbabının o işe giremeyeceği bir ülkede yaşıyoruz. Haklının hakkını bulması konusuna başka bir zaman değinmeyi düşünüyorum, bugünkü konumuz iş erbabının işi alamama mevzusu.

Başlığı okuduğunuzda hiçbirinizin aklına ilk olarak çocukluğumuzun tehlikeli oyuncakları olan torpillerin gelmediğini biliyorum. Sadece bu bile, torpil ve adam kayırma konusuna ne kadar alıştığımızı gösteriyor. Bu sorunun kaynağı kesinlikle hükümet ya da partiler değil. Sorunun temeline indiğimizde karşımıza tek bir şey çıkıyor: Toplumun kafa yapısı. “Benim tanıdığım, bildiğim insan varken neden elin oğluna vereyim bu parayı kazanma imkanını” diyor yetki sahibi. “Benimle aynı görüşte biri varken neden dünyada bu işi en iyi şekilde yapıyor bile olsa siyasi veya dünya görüşümüzün uyuşmadığı adama vereyim” diyor.

 

İşin en garip kısmı ne biliyor musunuz?

Adam kayırma illetini en sık yapanlar, bunun yanlışlığı konusunda en çok bilgiye sahip olanlar. Konuya çok iyi hakim oldukları, neyin ne olduğunu çok iyi bildikleri için kılıfına uydurmakta da hiç zorluk çekmiyorlar. En can sıkıcı olan da bu ya zaten. Kim bunlar?

  • Müftülükler: Dini, sevabı, günahı, en önemlisi kul hakkını halka anlatan insanlar.
  • Adliyeler: Ülkenin adalet kurumu. Haklıya hakkını, haksıza cezasını verecek insanlar.
  • Milli Eğitim Bakanlığı: Geleceği emanet ettiğimiz yavrulara doğru bilgiyi aşılamasını beklediğimiz kurumlar.

Halkına iş sağlamakla, iyi imkanlarda yaşatmakla sorumlu olan devletin, torpille en alakasız olması gereken kurumları. Resmi kayıtlar, sayılar sunamadığım için üzgünüm ancak kurumlarda bunların raporunu tutan bir birim olduğunu sanmıyorum. Ama bunları en az benim kadar siz de biliyorsunuz.

torpil meselesi

Peki bu durum değişir mi?

Değişmez. İnsanların içine işlemiş olan bu karakter nasıl değişmezse; insanların annesinden, babasından, çevresinden öğrendiği bu karaktersizlik nasıl değişmezse; bu ülkenin torpil konusundaki kaderi de öyle değişmez. Nasıl değişsin? Artık o kadar normal bir hal almış ki nasıl değişsin?

Dün sözde iktidara sızmış bir cemaatti bunu yapan. Bugün hükümet partisi. Yarın gücü eline kim alırsa o olacak.

Her yerde bas bas bağırılıyor bu sızanlar artık temizlendi diye. E temizlendi de düzen yine değişmedi. Onlar kendine biat edeni getiriyorlardı istedikleri yerlere. Bugün bir başkasına biat eden getiriliyor. Şu durumda kim çıkıp diyebilir ki “ben bugün gidip bir mülakata girsem hakkımı alırım”? Sorunun cevabını ben de biliyorum, sen de. Hiç kimse.

Yalaka olmadıkça, güç sahibinin peşinden ayrılmayıp onun daha da güçlenmesini sağlamadıkça kimsenin gözünde bir gram değerin yok. Değerin yoksa işin de yok. Hayatın da yok.

 

Adalet Bakanlığı’ndaki Torpili Eleştiren Savcı Arıcan Sürüldü!

1 Comment

  1. Safinaz 03 Eylül 2017 at 18:00

    Ali bey yine harika satırlarınızı okuma lütfuna eriştim.Kaleminize sağlık

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir